Uçuş Okulu Seçimi

5/17/20264 min read

Bu sefer isim vermeden uçuş okulunun öneminden bahsedelim. Şu an isim yapmış birkaç okul var. Bir sürü de yeni okul açılıyor. Nedeni tabii ki sektörün ihtiyacı olarak aktarılıyor ama sanki artık iş tamamen ticari bir hâl almış durumda. Elbette bu okulların amacı en başından beri hayrına pilot yetiştirmek değil; ticari kaygıları olması doğal. Ancak artık sektörün bu kadar çok pilota ihtiyacı var mı? Bence bu bir soru işareti hâline gelmiş durumda. Çünkü bu okullardan mezun olan herkes iş bulabilmiş değil. Kısacası, uçuş okuluna gidip lisanslarını alan bir pilotun sonrasında kesin olarak bir havayoluna girip çalışmaya başlayacağı gibi bir durum söz konusu değil. Böyle bir algı varsa, bunu kırmak gerekir.

Benim eğitim sürecimde bu işi hobi olarak yapıp PPL lisansıyla bırakan da vardı, akrobasi pilotu olmak isteyen de. Ancak burada odak noktamız ticari pilot olmak ise, süreç ortalama 15–24 ay arasında tamamlanabiliyor. Sonrasında ise belki de daha zorlu bir süreç başlıyor: tip eğitimi için şirketlerin alımlarını beklemek ve mülakat süreçlerinden geçmeye çalışmak. Takdir edersiniz ki sizi şirketin uçağında sağ koltuğa oturtacak bu süreçler hiç de kolay değil. Yine teknik mülakatlar, psikolojik değerlendirmeler ve simülatör aşamaları oluyor. Bunları geçtikten sonra bu kez tip eğitiminin sürecine başlıyorsunuz; ancak o başka bir yazının konusu.

Seçtiğiniz uçuş okulu ile her hâlükârda bazı sorunlar yaşayacaksınız. Özellikle bazı okullar var ki, ben de maalesef birinde oldukça zor süreçler yaşadım. Çalışarak, ailesinden zaman ayırarak bu süreci yönetecek kişilerin öncelikle mental sağlıklarının yerinde olması gerekiyor. Zira süreç içinde sinir ve öfke problemleri yaşayabiliyorsunuz. Uçuş için işinizden izin aldığınız zamanlarda size uçuş yazılmayabiliyor. Uçuş hattına gidiyorsunuz, farklı bahanelerle uçuşlarınız iptal ediliyor. Ama o saatlerde başkalarının uçtuğunu görüyorsunuz. Hatta aylarca uçamadığınız dönemler bile olabiliyor.

İşte uçuş okulunun önemi aslında burada ortaya çıkıyor. Sizi anlayan bir yönetime sahip okulların var olduğuna inanıyorum. Örneğin, ilk PPL eğitimimi aldığım okulda bu kadar büyük sorunlar yaşamamıştım. Orada da tabii ki problemler vardı; insan olan her yerde sorun olur. Önemli olan bunları yönetebilmek ve karşılıklı sağlıklı iletişim kurabilmek. Emin olun, bir noktadan sonra uçmak işin kolay kısmı hâline geliyor. En azından öğrenme süreciniz var ve öğrendikçe hâkimiyetiniz artıyor. Ancak bir bakıyorsunuz ki uçmaktan çok kendinize uçuş yazdırabilmek bir mesele hâline gelmiş. Tabii bu benim çalışarak ve belirli bir sürede bitirmeye çalıştığım için yaşadığım bireysel bir tecrübe. Ancak benimle aynı durumda olan kişiler için tablo pek de farklı değildi. Hatta sadece eğitimine odaklanan arkadaşlarımızın bile zaman zaman çok uzun aralıklarla uçtuğu oluyordu.

Okula sorduğunuzda herkesin kendine göre haklı sebepleri oluyor. Ancak işin gerçeğinin o olmadığını sonradan fark ediyorsunuz. Psikolojik tarafına bakarsak; bu dünyada herhangi bir konuda kendini savunurken haksız olan kişi sayısı oldukça azdır. Çünkü herkes olaylara kendi penceresinden bakarak yorum yapar. Bu hayatın her alanında böyledir. Empati ise geliştirilmesi gereken çok değerli bir beceridir… Maalesef çoğu zaman yeterince kullanmadığımız bir yetenek, neden çünkü yok!

Özetle; okul seçerken bence en önemli kriter, iletişim kurabildiğiniz bir yönetim ve uçuş hattında adaleti gözeten bir sistemdir. Sonrası ise bol bol sabır… belki biraz da dua. Yaradana sığınmaktan başka çarenizin kalmadığı anlar da olacak, bu sinir krizleri esnasında..

Tavsiye edebileceğim en önemli şey ise şu: Okulun bitiş süresiyle ilgili aşırı detaylı planlar yapmayın. Çünkü beklenti, insanı hayal kırıklığına uğratan en büyük sebeplerden biridir. Elbette bir hedefiniz olsun; “şu sürede bitiririm” deyin. Ama gereksiz yere kendinizi kasmayın. Örnek ile netleştirecek olursam, daha okula başlarken iki sene sonraki X firmanın alım yapacağı dönemi denk getirmeye çalışmak sizi strese sokup kaygılandıracaktır. Bırakın o hesabı önünüzde ki PPL derslerine bakın, uçmayı öğrenin.. Çift Motor Aşamasına gelmişsinizdir, X firmanın alım yapacağını duymuşsunuzdur, evet o zaman işler değişir. Her şeyin zamanı var.

3 ayda bitiririm dediğiniz PPL’i 5 ayda bitirebilirsiniz. ATPL derslerini verirken “arada 50 saat PIC uçarım” diye planlayıp 10 saat uçabilirsiniz. “Çift motora 1 ay sıra gelmez” deyip 3 günde tüm uçuşları tamamladığınız da olabilir.

O yüzden siz mümkün olduğunca mücadele edin; ama 3 değil 5 olunca da moralinizi bozmayın.

Şunu bilin: Önündeki bilgileri gerçekten çalışan biri için bu okul bir şekilde bitiyor. Belki ilk seferde değil, üçüncüde öğreniyorsunuz. Ama öğreniyorsunuz.

Ve tabii ki Sakıp Sabancı’nın dediği gibi: Çalışmak, çalışmak, çalışmak…